Türkiye Malpraktis Avukatı

Yabancılar, Türkiye’de sağlık hizmeti aldıktan sonra tıbbi malpraktis iddiasıyla karşı karşıya kaldıklarında, hukuki sürecin işleyişi ve sahip oldukları haklar konusunda önemli belirsizlikler yaşayabilmektedir. Özellikle dil engeli, sağlık ve hukuk sistemine yabancılık, başvuru sürelerinin bilinmemesi ve idari–adli mercilerle etkin iletişim kurulamaması, yabancı hastaların telafisi güç hak kayıplarına uğramasına neden olabilmektedir. Malpraktis iddialarında arabuluculuk sürecinin zorunlu olup olmadığı, tazminat talebiyle dava açma koşulları, savcılığa veya ilgili kurumlara yapılacak malpraktis şikâyetlerinin usulü ile tıbbi malpraktis ve komplikasyon arasındaki farkın doğru şekilde ortaya konulması, sürecin kaderini doğrudan etkilemektedir. Uzman hukuki destekten yoksun olarak yürütülen başvurular, hem maddi ve manevi tazminat haklarının kaybına hem de sürecin gereksiz şekilde uzamasına yol açabilmektedir. Yabancıların Türkiye’deki malpraktis davalarında haklarının etkin biçimde korunabilmesi ve sağlık hukukuna özgü teknik değerlendirmelerin doğru yapılabilmesi için, alanında deneyimli bir avukatla sürecin yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. Karanfiloğlu Hukuk Bürosu olarak, yabancıların taraf olduğu tıbbi malpraktis uyuşmazlıklarında; arabuluculuk, dava ve şikâyet süreçlerinin her aşamasında kapsamlı ve profesyonel hukuki destek sunmaktayız.

Türkiye’de Yabancıların Malpraktis Davasında Hukuki Yollar Nelerdir?

Malpraktis Nedir? Malpraktis mi Komplikasyon mu?

Dünya Tabipler Birliği’ne göre tıbbi malpraktis (medical malpractice), hekimin hastanın tedavisi sırasında tıbbi standartlara uygun davranmaması, gerekli özeni göstermemesi, bilgi veya beceri eksikliği ya da ihmal nedeniyle hastanın zarar görmesine yol açmasıdır. Türk sağlık hukukunda da malpraktis; somut olayda uygulanması gereken tıbbi müdahale ile fiilen uygulanan tedavi arasında, tıp biliminin kabul ettiği kurallara aykırı ve kusura dayalı bir fark bulunması hâlinde söz konusu olur. Buna karşılık komplikasyon, tıbbi müdahale tıp kurallarına uygun şekilde gerçekleştirilmiş olsa dahi, öngörülebilir veya öngörülemez şekilde ortaya çıkabilen ve hekimin kusuruna dayanmayan risklerdir. Malpraktis ile komplikasyon arasındaki temel sınır, hekimin kusurunun bulunup bulunmadığı noktasında çizilir; eğer hekim gerekli özeni göstermiş, güncel tıbbi standartlara uygun hareket etmiş ve hastayı yeterince bilgilendirmişse ortaya çıkan olumsuz sonuç komplikasyon olarak değerlendirilir. Ancak tıbbi standartlardan sapma, eksik teşhis, yanlış tedavi veya gerekli önlemlerin alınmaması söz konusuysa, bu durum komplikasyon değil malpraktis olarak kabul edilir ve hukuki sorumluluğa yol açar.

Türkiye’de Yabancılar Açısından Sık Karşılaşılan Tıbbi Malpraktis Örnekleri Nelerdir?

  • Yanlış veya geç teşhis konulması ve bu nedenle hastalığın ilerlemesi ya da tedavi şansının azalması.
  • Hatalı cerrahi müdahaleler, ameliyat sırasında tıbbi standartlara aykırı uygulamalar veya yanlış organ/bölgeye müdahale edilmesi.
  • Ameliyat sonrası takip ve bakımın yetersiz yapılması, gerekli kontrollerin zamanında gerçekleştirilmemesi.
  • Hastadan aydınlatılmış onam alınmaması ya da dil engeli nedeniyle tedavinin riskleri, alternatifleri ve sonuçlarının yabancı hastaya açık ve anlaşılır şekilde anlatılmaması.
  • Yanlış ilaç reçete edilmesi, hatalı doz uygulanması veya hastanın alerjileri ve tıbbi geçmişinin dikkate alınmaması.
  • Gerekli tetkiklerin yapılmaması, eksik inceleme ile tedaviye başlanması veya sonuçların yanlış değerlendirilmesi.
  • Sağlık personelinin bilgi, deneyim veya özen eksikliği nedeniyle hastanın zarar görmesi.

Yabancıların Türkiye’de Malpraktis Davalarında Hekimin Hukuki Sorumluluğu Nasıl Değerlendirilir?

Türkiye’de tıbbi malpraktis davalarında hekimin sorumluluğu, tıbbi müdahalenin mesleki standartlara uygun olarak yapılıp yapılmadığı ve hekimin kusurunun bulunup bulunmadığı esas alınarak değerlendirilmektedir. Hekimin sorumluluğunun doğabilmesi için, tıbbi standartlara aykırı bir davranış, bu davranıştan kaynaklanan bir zarar ve zarar ile hekim eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekmektedir. Teşhis ve tedavi sürecinde gerekli özenin gösterilmemesi, hastanın yeterince bilgilendirilmemesi ve aydınlatılmış onamın usulüne uygun alınmaması, tıbbi kayıtların eksik veya hatalı tutulması gibi durumlar hekimin hukuki sorumluluğunu gündeme getirebilmektedir. Buna karşılık, hekim tıp biliminin kabul ettiği kurallar çerçevesinde hareket etmiş, gerekli özeni göstermiş ve hastayı bilgilendirmiş olmasına rağmen ortaya çıkan olumsuz sonuçlar komplikasyon olarak değerlendirilir ve sorumluluk doğmaz. Yabancılar açısından bu ayrımın doğru yapılabilmesi, bilirkişi incelemeleri ve hukuki değerlendirmelerin uzmanlıkla yürütülmesini gerektirmektedir.

Yabancıların Türkiye’de Malpraktis Davalarında Maddi Tazminat Süreci Nasıl İşliyor?

Yabancıların Türkiye’de tıbbi malpraktis nedeniyle tazminat talep edebilmeleri, öncelikle olayın malpraktis mi yoksa komplikasyon mu olduğunun hukuki ve tıbbi açıdan değerlendirilmesiyle başlamaktadır. Özel hastaneler ve özel sağlık kuruluşlarına karşı açılacak maddi ve manevi tazminat davalarında, dava şartı olarak zorunlu arabuluculuk sürecine başvurulması gerekmektedir. Bu aşama, uyuşmazlığın dava açılmadan çözüme kavuşturulabilmesi açısından önemli bir fırsat sunmaktadır. Karanfiloğlu Hukuk Bürosu olarak, arabuluculuk sürecinde yabancı müvekkillerimizin dil, mevzuat ve usul farklılıklarından kaynaklanan hak kayıpları yaşamaması için süreci baştan sona profesyonel şekilde yürütmekteyiz. Arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamaması hâlinde ise yetkili mahkemede tazminat davası açılarak, bilirkişi raporları ve tıbbi kayıtlar ışığında yargılama süreci devam etmektedir.

Yabancıların Türkiye’de Malpraktis Davalarında Manevi Tazminat Süreci Nasıl İşliyor?

Yabancıların Türkiye’de tıbbi malpraktis nedeniyle tazminat talep edebilmeleri, öncelikle olayın malpraktis mi yoksa komplikasyon mu olduğunun hukuki ve tıbbi açıdan değerlendirilmesiyle başlamaktadır. Özel hastaneler ve özel sağlık kuruluşlarına karşı açılacak maddi ve manevi tazminat davalarında, dava şartı olarak zorunlu arabuluculuk sürecine başvurulması gerekmektedir. Bu aşama, uyuşmazlığın dava açılmadan çözüme kavuşturulabilmesi açısından önemli bir fırsat sunmaktadır. Karanfiloğlu Hukuk Bürosu olarak, arabuluculuk sürecinde yabancı müvekkillerimizin dil, mevzuat ve usul farklılıklarından kaynaklanan hak kayıpları yaşamaması için süreci baştan sona profesyonel şekilde yürütmekteyiz. Arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamaması hâlinde ise yetkili mahkemede tazminat davası açılarak, bilirkişi raporları ve tıbbi kayıtlar ışığında yargılama süreci devam etmektedir.

Türkiye'de Tıbbi Hatalar ve Malpraktis Hukuku ve Avukatlık İşlemleri ile İlgili Sık Sorulan Sorular

1)Türkiye’de Estetik Operasyon Yaptırdım ama Hiç Memnun Kalmadım Ne Yapabilirim?

Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde estetik operasyonlar hasta-doktor ilişkisinden farklı olarak ‘eser sözleşmesi’ kapsamında değerlendirilir.Bu çerçevede eksik ya da isteğinize uygun olmayan cerrahi estetik işlemlerini, dava edebilirsiniz.

2)Malpraktis Davasındaki Tazminatı Doktor mu Ödüyor Hastane mi?

Genellikle doktor sorumlu ama doktor hastaneye bağlı çalışıyorsa hastane de tazminattan sorumlu olabilir. Kimi durumlarda ikisi birlikte ödeyebilir, bu yüzden dava açarken kimin sorumlu olduğunu net tespit etmek önemli.

3)Malpraktis Davasında Bilirkişi Raporu Aleyhime Çıktı Ne yabalirim?

Bilirkişi raporu aleyhinize çıksa bile pes etmeyin! Mahkemeye itiraz edebilir, ek bilirkişi incelemesi veya karşı bilirkişi raporu talep edebilirsiniz. Ayrıca raporda eksik veya hatalı noktaları hukuki argümanlarla çürütebilirsiniz. Bu süreçte deneyimli bir avukatla hareket etmek, hak kaybını önlemenin en güvenli yoludur.

4)Türkiye’de Malpraktis Davası Açmak İstiyorum ama Türkiye’ye Gelebilecek Durumda Değilim? Dava Nasıl İşler ?

Türkiye’ye gelmeseniz bile dava açabilirsiniz. Avukatınız sizin adınıza dava dilekçesini sunar, belgeleri toplar ve süreci takip eder. Mahkeme duruşmalarına katılımınızı ise vekaletle avukatınız sağlar; bazı durumlarda video konferans ile de ifade verebilirsiniz. Yani fiziken burada olmasanız da haklarınızı kaybetmeden dava sürecini yürütebilirsiniz.

5)Türkiye’de Yabancıların Malpraktis Davası Ortalama Ne Kadar Sürer?

Malpraktis davaları, olayın karmaşıklığına ve bilirkişi incelemelerinin süresine bağlı olarak değişir. Basit tazminat davaları genellikle 1–2 yıl sürebilirken, komplikasyonlar, birden fazla taraf veya ek bilirkişi incelemeleri söz konusuysa süreç 3–5 yıla kadar uzayabilir. Arabuluculuk süreci uygulanıyorsa bu da davanın başlangıcını biraz geciktirebilir, ama çoğu zaman sürecin daha hızlı ve sorunsuz ilerlemesine yardımcı olur.

 

 

Detaylı bilgi almak için bize ulaşabilirsiniz.

Scroll to Top