Türkiye’de evlilik öncesi sözleşme, bir çiftin evlilik süresince mallarının nasıl yönetileceğini ve evliliğin sona ermesi halinde nasıl paylaşılacağını belirleyen bir sözleşmedir. Böyle bir sözleşme imzalanmadan evlenildiğinde, Türk Medeni Kanunu edinilmiş mallara katılma rejimini otomatik olarak uygular; bu rejim evlilik içinde kazanılan malların büyük bölümünü eşler arasında eşit biçimde paylaştırır. Mal rejimi sözleşmesi (evlilik öncesi sözleşme) bu varsayılan rejimi benimsemenize ya da üç alternatif rejimden biriyle değiştirmenize olanak tanır.
Bu rehber, Türkiye’deki evlilik mal rejimlerinin nasıl işlediğini, evlilik öncesi sözleşmenin neler yapıp yapamayacağını, sözleşmenin nasıl imzalandığını ve özellikle yabancı çiftlerin nelere dikkat etmesi gerektiğini açıklamaktadır. Aşağıda yer alan bilgiler ve prosedürler bu makalenin yazıldığı tarih itibarıyla günceldir; kurallar değişebildiğinden, sizinle ilgili noktalarda bir avukattan teyit almanız önerilir.
Türk Hukukunda Evlilik Öncesi Sözleşme Nedir?
Türk hukukunda evlilik öncesi sözleşme, eşlerin ya da evlenecek olan çiftin Türk Medeni Kanunu çerçevesinde evlilik mal rejimini seçtiği resmi bir sözleşmedir. Türk hukuku bu sözleşmeyi mal rejimi sözleşmesi olarak adlandırır; halk arasında evlilik öncesi sözleşme denilse de aynı sözleşme düğünden sonra da imzalanabilir. Sözleşmenin amacı belirli olmakla birlikte önemlidir: hangi malların kime ait olduğunu ve evliliğin boşanma ya da ölümle sona ermesi durumunda malların nasıl paylaşılacağını belirler.
Sözleşmenin kapsamadıklarını da anlamak gerekir. Türk mal rejimi sözleşmesi yalnızca mal varlığını düzenler, kişisel düzenlemeleri değil. Çocukların velayetini önceden belirleyemez, nafakadan feragat ettiremez ve boşanma sırasında hâkimin takdirine bırakılan konuları çözemez. Kendi alanı olan mülkiyet ve paylaşımda ise gerekli şekilde imzalandığında bağlayıcı ve icra edilebilirdir.
Varsayılan Rejim: Edinilmiş Mallara Katılma
Türkiye’de sözleşme imzalanmadan evlenildiğinde, kanun edinilmiş mallara katılma rejimini uygular. Bu rejim, Türk Medeni Kanunu’nun 1 Ocak 2002’de yürürlüğe girmesiyle birlikte yasal rejim olarak kabul edilmiştir. Bu rejim kapsamında her eş, evlilik süresince kendi mallarının mülkiyetini elinde tutar; ancak rejimin sona ermesi durumunda her biri diğerinin evlilik içinde edindiklerinin değerinin payını talep etme hakkına sahip olur.
Rejim, her eşin mal varlığını iki kategoriye ayırır ve bu ayrım kimin ne alacağını belirler.
- Edinilmiş mallar (edinilmiş mal): emek harcanarak elde edilen mallar; ücret ve maaş, mesleki ya da ticari kazanç, sosyal güvenlik ve emeklilik ödemeleri ve kişisel mallardan elde edilen gelir gibi.
- Kişisel mallar (kişisel mal): sahibinde kalan mallar; evlilik öncesinde sahip olunan mallar, evlilik süresince edinilen miras ve bağışlar, münhasıran kişisel kullanıma tahsis edilen eşyalar ve manevi tazminat alacakları gibi.
Rejim sona erdiğinde her eş, borçlar düşüldükten sonra edinilmiş mallarının net değerini hesaplar. Diğer eş bu net değerin yarısına eşit bir katılma alacağına sahip olur. Kısaca, evlilik süresince emek yoluyla oluşan değer eşit olarak paylaşılır; her eşin getirdiği ya da miras aldığı mal ise genellikle kişisel kalır. Bu nedenle birçok çift, mal varlıklarını nasıl tutacaklarına karar vermeden önce Türk hukukunda evlilik öncesi sözleşme seçeneğini değerlendirir.
Türkiye’de Evlilik Mal Rejimleri: Dört Seçenek
Türk hukuku bir varsayılan rejim ve üç seçimlik rejim sunmaktadır; mal rejimi sözleşmesi çiftin varsayılan dışında bir rejimi seçmesine olanak tanır. Türkiye’deki evlilik mal rejimleri Türk Medeni Kanunu’nda belirlenmiştir; eşler yalnızca bu tanımlı rejimler arasından seçim yapabilir, özel bir rejim oluşturamaz.
- Edinilmiş mallara katılma (varsayılan): evlilik süresince her eş kendi mallarına sahip olur; boşanmada ise her biri diğerinin evlilik içinde kazandıklarının yarısını paylaşır. Yasal rejimden memnun olan çiftlere uygundur.
- Mal ayrılığı: her eş kendi mallarını tam olarak yönetir ve mülkiyetinde tutar; boşanmada paylaşım yoktur, her biri kendi malını alır. Finansal bağımsızlık isteyen çiftlere uygundur.
- Paylaşmalı mal ayrılığı: her eş kendi mallarına sahip olur; ancak aile için kullanılan mallar boşanmada yasal kurallara göre paylaşılır. Ayrılık ile bazı ortak aile varlıklarının paylaşımını dengelemek isteyen çiftlere uygundur.
- Mal ortaklığı: belirli mallar eşlerin birlikte sahip olduğu ortak bir havuz oluşturur; boşanmada bu havuz aralarında bölünür. Varlıkların büyük çoğunluğunu ortak tutmak isteyen çiftlere uygundur.
Sözleşme imzalayan çiftlerin büyük çoğunluğu mal ayrılığını tercih eder; bu rejim, her kişinin mali varlığını tamamen kendine ait kılar ve ileride katılma alacağı doğmasını önler. Diğer rejimler daha sınırlı durumlara uygundur. Hangi rejimi tercih ederseniz edin, Türkiye’deki evlilik mal rejimlerini imzalamadan önce anlamak sağlıklı bir kararın temelidir.
Türkiye’de Evlilik Öncesi Sözleşme Nasıl Yapılır?
Türkiye’de evlilik öncesi sözleşme geçerli olabilmesi için belirli bir şekle uymak zorundadır. Sözleşme noter huzurunda yapılmalıdır; noter sözleşmeyi hazırlar ya da onaylar ve her iki eşin de fiil ehliyetine sahip olması gerekir. Çiftler tercih ettikleri rejimi nüfus müdürlüğüne evlilik başvurusu sırasında da beyan edebilir; bu an dışında noter onaylı form güvenli yoldur. Gerekli şekle uyulmayan sözleşme icra edilemez; bu nedenle şekil şartları içerik kadar önemlidir.
Zamanlama esnektir. Eşler düğünden önce imzalayabilir; bu durumda sözleşme klasik evlilik öncesi sözleşme işlevi görür. Evlilik süresince herhangi bir noktada da imzalanabilir; bu durumda çoğunlukla evlilik sonrası sözleşme olarak adlandırılır. Çift daha sonra yeni bir sözleşme imzalayarak rejimi değiştirebilir; yine noter huzurunda. Türkiye’de evlilik öncesi sözleşme pratikte nasıl işler sorusunun kısa yanıtı şudur: sözleşme noter onayıyla yürürlüğe girer ve seçilen rejim devam ettiği sürece mal varlığını yönetir. Karanfiloglu Hukuk Bürosu’ndaki deneyimimize göre, her iki eşin bağımsız hukuki danışmanlık aldıktan ve kimlik belgeleri ile mal listesiyle noter randevusuna geldiği durumlar en sorunsuz süreçler olmaktadır; böylece sözleşme gerçekten amaçlananı yansıtır.
Türkiye’de Evlilik Mal Sözleşmesinin Yapabilecekleri ve Yapamayacakları
Türkiye’de evlilik mal sözleşmesi Medeni Kanun’un izin verdiği rejimlerden birini seçebilir ve kanunun izin verdiği bazı ayrıntıları düzenleyebilir; ancak kanunun zorunlu korumalarını ortadan kaldıramaz. Sınırlarını anlamanın en açık yolu nelerin mümkün olduğunu nelerin olmadığından ayırmaktır.
Yapabilecekleri
- Varsayılan rejim yerine mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığını seçebilir.
- Her eşin evliliğe getirdiği malların kişisel mal olarak kalacağını teyit edebilir.
- Seçilen rejim kapsamında bazı payların hesaplanma biçimini yasal sınırlar içinde düzenleyebilir.
- Düğünden önce ya da evlilik süresince imzalanabilir ve daha sonra yeni bir sözleşmeyle değiştirilebilir.
Yapamayacakları
- Çocuğun velayetine karar veremez ya da nafakadan feragat ettiremez; bunlar mahkeme tarafından çocuğun yararına göre belirlenir.
- Kanunun koruma altına aldığı eş nafakası haklarından vazgeçilmesini sağlayamaz.
- Medeni Kanun’un belirlediği dört rejim dışında bir mal rejimi oluşturamaz.
- Fiil ehliyeti olmayan ya da baskı altında imzalayan eşi bağlayamaz.
Türkiye’de evlilik mal sözleşmesi bu sınırlar içinde işlediğinden, içeriğin hazırlanması önem taşır. Kanunun mahkemeye bıraktığı konularda bir hüküm koymaya çalışan madde yalnızca geçersiz sayılır; mal varlığına ilişkin tercihler ise bağlayıcılığını korur.
Yabancılar için Türkiye’de Evlilik Öncesi Sözleşme
Yabancılar için Türkiye’de evlilik öncesi sözleşme, çiftin mal varlığına hangi ülkenin hukukunun uygulanacağı sorusunu gündeme getirir. Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) çerçevesinde eşler, taraflardan birinin mutad meskeni veya vatandaşlığına bağlı bir ülkenin hukukunu uygulamayı yazılı olarak kararlaştırabilir. Böyle bir seçim yapılmazsa kanun ortak vatandaşlığa, ardından ortak mutad meskene, bunlar da yoksa en sıkı ilişkili yer olarak Türk hukukuna başvurur.
Türkiye’de yaşayan uluslararası çiftler için bu durum çoğunlukla şu anlama gelir: yazılı bir seçim yapılmadıkça Türk hukuku ve Türk mal rejimleri uygulanır. Yabancılar için Türkiye’de evlilik öncesi sözleşme böylece iki işlevi birden yerine getirebilir: kuralların izin verdiği ölçüde uygulanacak hukuku belirleyebilir ve o hukuk içindeki mal rejimini seçebilir. Birden fazla ülkede mal varlığı bulunan çiftler, Türkiye’de yapılan sözleşmenin yurt dışında nasıl tanınacağını da değerlendirmelidir; tanıma, o ülkenin kurallarına bağlıdır. Karanfiloglu Hukuk Bürosu’ndaki deneyimimize göre, hem uygulanacak hukuku hem de rejimi erken aşamada netleştiren yabancı eşler ilerleyen süreçte en güç uyuşmazlıklardan kaçınmaktadır.
Evliliğin Sona Ermesinde Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?
Türkiye’de boşanmada mal paylaşımı tamamen o sırada yürürlükte olan rejime bağlıdır. Varsayılan edinilmiş mallara katılma rejiminde mahkeme her eşin edinilmiş mallarını değerler, borçları düşer ve her birine diğerinin net edinilmiş mallarının yarısına eşit katılma alacağı tanır; kişisel mallar ise sahibinde kalır. Mal ayrılığında hiçbir paylaşım yoktur; her eş kendi malını alır. Paylaşmalı mal ayrılığı ve mal ortaklığı kendi bölüşüm kurallarını izler.
Türkiye’de evlilik öncesi sözleşme nasıl işler sorusunun özü budur: rejimi önceden belirleyerek çift, olası bir paylaşımın nasıl gerçekleşeceğine bugünden karar verir; varsayılana bırakmaz. Eşler değer ya da hangi malların kişisel sayılacağı konusunda anlaşmazlığa düşerse uyuşmazlıklar aile mahkemesine taşınır; ama çerçeve, yani rejim, zaten belirlenmiştir. Rejimi bilinçli seçmek, boşanma sürecinde tartışmaktan çok daha kolaydır.
Türkiye’de Evlilik Öncesi Sözleşme: Temel Çıkarımlar
Türkiye’de evlilik öncesi sözleşme, bir çiftin Türk Medeni Kanunu kapsamında evlilik mal rejimini kendileri seçmesine olanak tanır; böylece boşanmada evlilik içi kazanımların değerini eşit paylaştıran varsayılan edinilmiş mallara katılma rejimini kabul etmek zorunda kalmazlar. Türkiye’deki evlilik mal rejimleri dörttür: varsayılan artı mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı ve mal ortaklığı. Başka bir rejimi seçmenin yolu noter huzurunda imzalanan bir mal rejimi sözleşmesidir. Türkiye’de evlilik mal sözleşmesi yalnızca malları düzenler, velayet veya nafakayı değil; uluslararası aileler için ise yabancılar adına Türkiye’de yapılan evlilik öncesi sözleşme aynı zamanda hangi ülkenin hukukunun uygulanacağını da belirleyebilir. Anlaşmazlıklar çıkmadan önce rejimi bilinçli seçmek, evlilik mali düzenini korumanın en güvenilir yoludur.
İstanbul’da Bir Avukatla Görüşün
Kendi durumunuz hakkında danışmanlık almak istiyorsanız, Karanfiloglu Hukuk Bürosu İstanbul’da kayıtlı bir hukuk bürosu olarak Türkiye genelinde yerli ve yabancı müvekkillere hizmet vermektedir. Bize telefon veya WhatsApp ile +90 532 659 35 11 numarasından, e-posta ile [email protected] adresinden ulaşabilir ya da Mecidiyeköy Mah. Büyükdere Cad. No:67-71, Alba İş Merkezi, Kat:8, Şişli, İstanbul adresimizi ziyaret edebilirsiniz. Durumunuzu görüşmek için bizimle iletişime geçin.
Sık Sorulan Sorular
Türkiye’de evlilik öncesi sözleşme nedir?
Türkiye’de evlilik öncesi sözleşme, bir çiftin Türk Medeni Kanunu çerçevesinde evlilik mal rejimini seçtiği noter onaylı bir sözleşmedir. Hangi malların kime ait olduğunu ve evliliğin sona ermesi durumunda malların nasıl paylaşılacağını belirler. Türk hukuku bunu mal rejimi sözleşmesi olarak adlandırır ve sözleşme düğünden önce ya da evlilik süresince imzalanabilir.
Türkiye’de evlilik öncesi sözleşme olmadan evlenilirse ne olur?
Sözleşme olmadan evlenildiğinde, kanun edinilmiş mallara katılma rejimini varsayılan rejim olarak uygular. Her eş evlilik süresince kendi mallarının mülkiyetini elinde tutar; ancak evliliğin sona ermesinde her biri diğerinin evlilik içinde emek yoluyla edindiği malların net değerinin yarısını talep etme hakkına sahip olur. Evlilikten önce sahip olunan mallar ve miras genellikle kişisel mal sayılır.
Türkiye’de evlilik öncesi sözleşme nasıl işler?
Türkiye’de evlilik öncesi sözleşme, varsayılan mal rejiminin yerine Medeni Kanun’un izin verdiği çiftin seçeceği bir rejimi geçirir. Eşler sözleşmeyi noter huzurunda imzalar; mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı, mal ortaklığını seçerler ya da varsayılanı onaylarlar. Boşanma anındaki rejim, malların nasıl paylaşılacağını belirler.
Türkiye’de evlilik mal rejimleri nelerdir?
Türkiye’de evlilik mal rejimleri dörttür: varsayılan olan edinilmiş mallara katılma, mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı ve mal ortaklığı. Çift, sözleşme imzalamaksızın varsayılanı kabul eder ya da noter huzurunda bir mal rejimi sözleşmesiyle diğer üçten birini seçer. Bu dördü dışında bir rejim oluşturulamaz.
Evlilik öncesi sözleşme Türkiye’de çocuk velayetini belirleyebilir mi?
Hayır, Türkiye’de evlilik öncesi sözleşme çocuk velayetini belirleyemez ya da nafakadan feragat ettiremez. Bunlar, uyuşmazlık sırasında aile mahkemesi tarafından çocuğun yararı ilkesine göre belirlenir. Evlilik mal sözleşmesi yalnızca mal varlığının mülkiyetini ve paylaşımını düzenler; önceden velayeti belirlemeye çalışan her madde geçersizdir.
Yabancılar için Türkiye’de yapılan evlilik öncesi sözleşme geçerli midir?
Yabancılar için Türkiye’de evlilik öncesi sözleşme, noter onaylı şekle uyulduğunda ve geçerli hukuk kurallarına saygı gösterildiğinde geçerlidir. Türk milletlerarası özel hukuku çerçevesinde eşler kendileriyle bağlantılı bir ülkenin hukukunu seçebilir; seçim yapılmazsa Türkiye’de yaşayan çiftlere çoğunlukla Türk hukuku uygulanır. Yurt dışında mal varlığı bulunan çiftler, sözleşmenin o ülkede nasıl tanınacağını da araştırmalıdır.
Eşler evlendikten sonra mal rejimini değiştirebilir mi?
Evet, eşler evlendikten sonra noter huzurunda yeni bir sözleşme imzalayarak mal rejimlerini değiştirebilir. Değişiklik ileriye dönük olarak geçerlilik kazanır ve önceki rejim kendi kurallarına göre tasfiye edilir. Bu esneklik, koşullar değiştikçe çiftin örneğin varsayılan edinilmiş mallara katılma rejiminden mal ayrılığına geçmesine imkân tanır.
Yazar Hakkında
Kaan Karanfiloğlu, Türkiye genelinde Türk ve uluslararası müvekkillere hizmet veren İstanbul merkezli kayıtlı bir hukuk bürosu olan Karanfiloglu Hukuk Bürosu‘nun kurucusudur. İstanbul Barosu’na kayıtlı avukattır (Sicil No. 58270) ve Türkiye Barolar Birliği üyesidir (No. 133074). 2017’den bu yana Türkiye’de avukatlık yapmaktadır. Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden lisans derecesine (2016) sahiptir; müvekkillere Türkçe, İngilizce ve Fransızca danışmanlık vermekte, büro deneyimli ofis içi tercümanlarla Rusça ve Çince müvekkillere de hizmet sunmaktadır.
Yasal Uyarı: Bu makale Türk hukuku hakkında genel bilgi sunmakta olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Kanunlar, yönetmelikler, resmi harçlar ve prosedürler zamanla değişmekte ve her durum birbirinden farklıdır. Kendi koşullarınıza ilişkin tavsiye almak için lütfen nitelikli bir avukana başvurunuz. Bu makaledeki bilgilere dayanılması sonucunda doğabilecek zararlardan herhangi bir sorumluluk kabul edilmemektedir.







