İçeriğe geç
Karanfiloğlu Hukuk Bürosu

Türkiye’de Mahkeme Kararına Nasıl İtiraz Edilir? İstinaf, Temyiz ve Süreler

Yazar:

· · 12 dk okuma

Mahkeme kararına itiraz için hangi yolun kullanılacağı, kararın türüne ve kararı veren mahkemeye göre değişir: hukuk ve ceza davalarında ilk derece kararlarına karşı istinaf, bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı temyiz, sulh ceza hakimliği kararlarına karşı ise itiraz yoluna gidilir. Süreler kısadır ve kural olarak kararın tebliğinden ya da yüzünüze okunmasından (tefhim) itibaren işlemeye başlar.

Bu yazıda mahkeme kararına itiraz yollarını tek tek ele alıyoruz: hangi kararın nereye taşınacağı, sürelerin ne zaman başladığı, dilekçenin hangi bölümlerden oluştuğu, UYAP üzerinden başvurunun nasıl yapıldığı ve üst mahkemenin verebileceği kararlar. Mahkemelerin derece yapısını önce genel hatlarıyla görmek isterseniz Türkiye'de mahkeme sistemini anlatan yazımıza göz atabilirsiniz.

Mahkeme Kararına İtiraz Yolları Nelerdir?

Türk hukukunda mahkeme kararına itiraz tek bir başvuru türü değildir; günlük dilde "itiraz" denen şey, teknik olarak istinaf, temyiz veya dar anlamda itiraz olabilir. Doğru yolu seçmek, başvurunun incelenip incelenmeyeceğini belirler.

  • İstinaf: İlk derece mahkemesinin (asliye hukuk, asliye ticaret, iş mahkemesi, asliye ceza, ağır ceza, idare ve vergi mahkemesi gibi) nihai kararının bölge adliye mahkemesi veya bölge idare mahkemesi tarafından hem maddi olay hem hukuk yönünden yeniden incelenmesidir.
  • Temyiz: Bölge adliye mahkemesi kararlarının Yargıtay, bölge idare mahkemesi kararlarının ise kanunda sayılan hallerde Danıştay tarafından hukuka uygunluk yönünden denetlenmesidir.
  • Dar anlamda itiraz: Özellikle ceza muhakemesinde sulh ceza hakimliği kararları ve hakim kararları gibi ara kararlara karşı kullanılan, daha hızlı işleyen bir kanun yoludur. Hukuk davalarında ihtiyati tedbir gibi bazı geçici hukuki korumalara karşı da kanunda ayrıca itiraz imkanı tanınmıştır.
  • Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru: Bir kanun yolu değildir; olağan yollar tükendikten sonra temel hak ihlali iddiasıyla yapılan ayrı bir başvurudur.

Eski sistemde bulunan karar düzeltme yolu, bölge adliye mahkemelerinin 2016'da göreve başlamasıyla birlikte yeni davalar bakımından büyük ölçüde uygulama dışında kalmıştır. Bugün bir hukuk davasında Yargıtay kararından sonra, kural olarak, başvurulabilecek olağan bir iç hukuk yolu kalmaz.

İstinaf ve Temyiz Süreleri: Karşılaştırma Tablosu

Mahkeme kararına itiraz sürelerinde en sık yapılan hata, tüm yargı kollarında sürenin aynı olduğunu düşünmektir. Aşağıdaki tablo, 2026 yılı itibarıyla genel kuralları özetler; özel kanunlarda farklı süreler bulunabileceğini unutmayın.

Karar türüKanun yolu ve dayanakSüre (kural olarak)Sürenin başlangıcı
Hukuk davasında ilk derece mahkemesi kararıİstinaf, 6100 sayılı HMK m. 341 vd.İki hafta (HMK m. 345)Kararın tebliği
Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesi kararıTemyiz, HMK m. 361 vd.İki hafta (HMK m. 361)Kararın tebliği
Ceza davasında ilk derece mahkemesi hükmüİstinaf, 5271 sayılı CMK m. 272 vd.İki hafta (CMK m. 273)Hükmün açıklanması; yokluğunda verilmişse tebliğ
Bölge adliye mahkemesi ceza dairesi kararıTemyiz, CMK m. 286 vd.İki hafta (CMK m. 291)Kararın tefhimi veya tebliği
Sulh ceza hakimliği kararıİtiraz, CMK m. 267 ila 271Yedi gün (CMK m. 268)Öğrenme veya tebliğ
İdare veya vergi mahkemesi kararıİstinaf, 2577 sayılı İYUK m. 45Otuz günKararın tebliği
Bölge idare mahkemesi kararı (temyize açık haller)Temyiz, İYUK m. 46Otuz günKararın tebliği
Kesinleşmiş karar (temel hak ihlali iddiası)Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruOtuz günSon kararın öğrenilmesi veya tebliği (hangisi önceyse)

Süre hesabında üç ayrıntı sonucu değiştirebilir. Elektronik tebligatta tebliğ, iletinin elektronik adrese ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Hukuk davalarında sürenin son günü 20 Temmuz ile 31 Ağustos arasındaki adli tatile denk gelirse (adli tatilde görülecek işler hariç) süre, adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzamış sayılır. Son gün resmi tatile rastlarsa süre, izleyen ilk iş günü mesai bitiminde sona erer.

Hukuk Davalarında İstinaf ve Temyiz

Hukuk davalarında mahkeme kararına itiraz, önce istinaf ile bölge adliye mahkemesine, ardından gerekirse temyiz ile Yargıtay'a taşınır. Boşanma, alacak, tapu iptali, işçilik alacağı ya da kira tespiti gibi davalarda bu sıra genellikle aynıdır.

İstinaf başvurusu

İstinaf süresi, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftadır. Duruşmada açıklanan kısa karar bu süreyi başlatmaz; süre, gerekçeli kararın size tebliğiyle işlemeye başlar. İstinaf dilekçesi kural olarak kararı veren ilk derece mahkemesine verilir; uygulamada başka bir yer mahkemesine verilen dilekçe de kaydedilerek ilgili mahkemeye gönderilir. Bölge adliye mahkemesi, inceleme yaparken kural olarak dilekçede ileri sürülen sebeplerle bağlıdır; kamu düzenine aykırılıkları ise kendiliğinden gözetir. İstinaf aşamasında yeni delil sunmak sınırlıdır ve ancak kanunun izin verdiği istisnai hallerde mümkündür.

Temyiz başvurusu

Temyiz süresi de bölge adliye mahkemesi kararının tebliğinden itibaren iki haftadır. Temyiz, olayların yeniden değerlendirilmesi değil, hukukun doğru uygulanıp uygulanmadığının denetimidir. Bu nedenle temyiz dilekçesinde "tanık doğruyu söylemedi" gibi itirazlardan çok, delillerin değerlendirilmesindeki hukuka aykırılıklar ve usul hataları öne çıkarılmalıdır.

Parasal sınırlar

Belirli bir tutarın altında kalan malvarlığı davalarında verilen kararlar kesindir; bunlara karşı istinaf veya temyize gidilemez. İstinaf ve temyiz için öngörülen bu parasal sınırlar her yıl yeniden değerleme oranına göre güncellenir. Güncel tutarı, karar tarihinde geçerli olan sınırı esas alarak Resmi Gazete ilanlarından ya da avukatınızdan teyit edin. Kişisel durumlar, nüfus kaydı ve velayet gibi parayla ölçülemeyen konulara ilişkin kararlar ise kural olarak parasal sınırdan bağımsız biçimde kanun yoluna açıktır. Aile hukuku uyuşmazlıklarındaki kanun yolları için medeni hukuk çalışma alanımıza bakabilirsiniz.

Ceza Davalarında İstinaf, Temyiz ve İtiraz

Ceza davalarında mahkeme kararına itiraz, hükmün türüne göre istinaf, temyiz veya dar anlamda itiraz yoluyla yapılır. Hüküm niteliğindeki kararlar (mahkumiyet, beraat, düşme gibi) istinaf ve temyize, tutuklama ya da adli kontrol gibi kararlar ise itiraza tabidir.

İstinaf ve temyiz süreleri

CMK'daki istinaf ve temyiz süreleri, 7331 sayılı Kanunla 2021 yılında yapılan değişiklik sonrasında iki haftadır (CMK m. 273 ve m. 291). Daha önce istinaf süresi yedi gün, temyiz süresi on beş gündü; eski içtihatlarda geçen süreleri bugün esas almak tehlikelidir. Süre, hükmün sanığın yüzüne karşı açıklanmasıyla, sanığın yokluğunda verilen hükümlerde ise tebliğle başlar. Başvuru dilekçeyle ya da zabıt katibine yapılacak ve tutanağa geçirilecek beyanla yapılabilir; tutuklu sanıklar cezaevi idaresi aracılığıyla da başvurabilir. Uygulamada ceza davalarında gerekçe gösterilmemesi incelemeye engel sayılmasa da, gerekçesiz bir başvuru sizin en güçlü argümanınızın değerlendirme dışında kalmasına yol açabilir. Her ceza kararı temyize açık değildir; kanunda belirli cezalar ve kararlar temyiz dışında bırakılmıştır. Ayrıntılar için ceza davalarında temyiz süreçlerini anlatan yazımıza ve ceza hukuku çalışma alanımıza bakabilirsiniz.

Sulh ceza hakimliği kararlarına itiraz

Sulh ceza hakimliği kararlarına itiraz, CMK m. 267 ila 271 hükümlerine göre yedi gün içinde yapılır. Tutuklama, adli kontrol, arama ve el koyma kararlarına itiraz bu yolla yapılır. Savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına itiraz ise ayrı bir süreye tabidir ve sulh ceza hakimliğine yapılır. İtiraz, kararı veren hakimliğe sunulur; hakimlik itirazı yerinde görürse kararını düzeltir, görmezse dosyayı itirazı incelemeye yetkili mercie, kural olarak sıradaki sulh ceza hakimliğine gönderir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararlarına karşı ise 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlarda itiraz değil, istinaf yolu kullanılır (CMK m. 231). Bu kural 7499 sayılı Kanunla getirilmiş, madde 31 Temmuz 2026 tarihli 7589 sayılı Kanunla yeniden düzenlenirken de korunmuştur; kanunda kesin olduğu belirtilen haller (CMK m. 272/3) saklıdır. 1 Haziran 2024'ten önce verilen HAGB kararlarında ise geçiş hükmü uyarınca itiraz yolu uygulanmaya devam eder. Kararın tarihine göre doğru yolu belirlemek, sanıkların en sık karıştırdığı noktalardan biridir.

İdari Yargıda İstinaf ve Temyiz

İdare ve vergi mahkemesi kararlarına karşı istinaf ve temyiz süresi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca kararın tebliğinden itibaren otuz gündür. İstinaf başvurusu bölge idare mahkemesine yapılır. Bölge idare mahkemesi kararlarına karşı Danıştay'a temyiz ise ancak kanunda sayılan kararlar için mümkündür; örneğin belirli tutarı aşan vergi ve tam yargı davaları ile düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davaları bu kapsamdadır. Bazı ivedi yargılama usullerinde süreler daha kısadır. Yürütmenin durdurulması talebi hakkında verilen kararlara, yani talebin kabulüne veya reddine ilişkin kararlara karşı ise tebliğden itibaren yedi gün içinde, bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir (İYUK m. 27/7); idare ve vergi mahkemesi kararlarına karşı itiraz bölge idare mahkemesine yapılır. Konuya ilişkin örnekler için idari hukuk ve temyiz süreçleri ile vergi uyuşmazlıklarında temyiz hakları yazılarımızı okuyabilirsiniz.

Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, 6216 sayılı Kanun m. 47/5 uyarınca başvuru yollarının tüketildiği tarihten, yani uygulamada son kararın öğrenilmesinden veya tebliğinden itibaren otuz gün içinde yapılır. Karar tebliğden önce, örneğin UYAP üzerinden öğrenilmişse, Anayasa Mahkemesi süreyi öğrenme tarihinden başlatmaktadır. Bu yol, kararın "yanlış" olduğu iddiasıyla değil, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki bir temel hakkın (adil yargılanma, mülkiyet, ifade özgürlüğü gibi) ihlal edildiği iddiasıyla kullanılır. İstinaf veya temyiz yolunu hiç kullanmadan doğrudan Anayasa Mahkemesine gitmek, başvurunun kabul edilemez bulunmasına yol açar. İç hukuk yolları tamamen tükendikten sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru da gündeme gelebilir; bu konudaki ayrıntılar AİHM başvuru dilekçesi yazımızda yer alıyor.

İstinaf ve Temyiz Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?

İstinaf veya temyiz dilekçesi, üst mahkemenin dosyayı hangi gözle okuyacağını belirleyen belgedir; bu nedenle hazır bir formu doldurmak yerine kendi dosyanıza göre kurulmalıdır. Dilekçe genellikle şu bölümlerden oluşur:

  1. Başlık: Dilekçenin hangi mahkemeye hitaben yazıldığı (örneğin kararı veren mahkeme aracılığıyla ilgili bölge adliye mahkemesi).
  2. Dosya bilgileri: Esas ve karar numarası, karar tarihi, tebliğ tarihi.
  3. Taraflar ve vekiller: Kimlik bilgileri ve adresler.
  4. Kararın özeti: Mahkemenin ne karar verdiği, kısa ve tarafsız biçimde.
  5. Başvuru sebepleri: Usule ve esasa ilişkin aykırılıklar, her biri ayrı başlık altında ve dosyadaki belgelere atıf yapılarak.
  6. Hukuki sebepler ve deliller: Dayanılan kanun hükümleri ve dosyadaki ilgili deliller.
  7. Sonuç ve talep: Kararın kaldırılması, bozulması veya düzeltilmesi yönündeki açık istem; varsa duruşma talebi.
  8. İmza ve tarih: UYAP üzerinden gönderimde elektronik imza.

Karanfiloğlu Hukuk Bürosu olarak İstanbul'daki dosyalarda gördüğümüz en yaygın sorun, dilekçenin kararın neden hatalı olduğunu değil, tarafın davada ne kadar haklı olduğunu anlatmasıdır. Üst mahkeme sizden ilk derece mahkemesinin hangi noktada yanıldığını görmek ister.

Harç, Masraflar ve UYAP Üzerinden Başvuru

İstinaf ve temyiz başvurusunda başvuru harcı, bazı davalarda karar harcı ve dosyanın gönderilmesi ile tebligatlar için gider avansı yatırılır. Bu tutarlar 492 sayılı Harçlar Kanunu tarifesine göre her yıl güncellenir; güncel miktarı başvuru günü UYAP'ta veya ilgili mahkeme veznesinde kontrol edin. Hukuk davalarında harç ve masraflar eksik yatırılırsa mahkeme, eksikliğin tamamlanması için kısa bir süre verir; bu süre içinde tamamlanmazsa başvurudan vazgeçilmiş sayılabilir. Bu nedenle harcı son güne bırakmamak gerekir.

Başvuru, adliyede ön büroya dilekçe vererek yapılabileceği gibi elektronik ortamda da yapılabilir:

  • Avukatlar başvuruyu UYAP Avukat Portal üzerinden elektronik imzayla gönderir ve harcı çevrim içi öder.
  • Vatandaşlar UYAP Vatandaş Portal üzerinden e-Devlet şifresiyle dosyalarını görüntüleyebilir; dilekçe göndermek için ise elektronik imza veya mobil imza ile giriş yapmak gerekir.
  • Dilekçenin sisteme kaydedildiği tarih, başvuru tarihi olarak kabul edilir; gönderim sonrası oluşan kayıt belgesini saklayın.

Başvurudan Sonra Ne Olur?

Mahkeme kararına itiraz dilekçesi verildikten sonra dilekçe karşı tarafa tebliğ edilir, karşı taraf cevap verir ve dosya üst mahkemeye gönderilir. İnceleme duruşmalı veya duruşmasız yapılabilir. Bölge adliye mahkemelerinde dosyanın durumuna göre duruşma açılabilir; Yargıtay'da ise inceleme kural olarak dosya üzerinden yapılır ve duruşma ancak kanunda öngörülen hallerde ve talep üzerine gündeme gelir.

Üst mahkemenin verebileceği başlıca kararlar şunlardır:

  • Esastan ret: Bölge adliye mahkemesi kararı yerinde bulursa başvuruyu reddeder; karar ilk derece mahkemesinin verdiği şekliyle ayakta kalır.
  • Kaldırma: Bölge adliye mahkemesi kararı kaldırarak ya dosyayı yeniden görülmek üzere ilk derece mahkemesine gönderir ya da işin esası hakkında kendisi yeni bir karar verir.
  • Düzelterek onama: Yargıtay, hata yeniden yargılamayı gerektirmeyen bir noktadaysa (örneğin faiz başlangıcı veya bir hesap hatası) kararı düzelterek onar.
  • Bozma: Yargıtay kararı hukuka aykırı bulursa bozar ve dosya yeniden incelenmek üzere ilgili mahkemeye gönderilir.
  • Onama: Karar hukuka uygun bulunursa onanır ve kesinleşir.

Süreler yoğunluğa göre değişir. Uygulamada bölge adliye mahkemesi incelemesi çoğu zaman birkaç aydan bir yılı aşan sürelere, Yargıtay incelemesi de benzer şekilde aylar ile bir iki yıl arasına yayılabilir. Hukuk ve idari yargıda kanun yoluna başvurmak, kural olarak kararın icrasını kendiliğinden durdurmaz; durdurma için ayrıca teminat veya talep gerekebilir. Ceza davalarında ise süresinde yapılan istinaf veya temyiz başvurusu hükmün kesinleşmesini engeller (CMK m. 275 ve 293). Kendi dosyanızda hangi yolun açık olduğu ve icranın durdurulmasının gerekip gerekmediği, kararın türüne, tutarına ve tebliğ tarihine bağlıdır; bir avukat bunu kısa bir görüşmede değerlendirebilir.

Mahkeme Kararına İtiraz Ederken Yapılan Hatalar

Mahkeme kararına itiraz başvurularının önemli bir bölümü, haklılıktan bağımsız olarak usul hataları nedeniyle sonuçsuz kalır. En sık karşılaştığımız hatalar ve çözümleri şunlardır:

  1. Süreyi kaçırmak: Süre kesindir; bir gün gecikme başvurunun reddine yol açar. Tebliğ tarihini, özellikle e-tebligattaki beşinci gün kuralını hesaba katarak not edin. Yalnızca elinizde olmayan bir engel varsa eski hale getirme talebi gündeme gelebilir.
  2. Yanlış yolu veya mahkemeyi seçmek: Örneğin bir HAGB kararına karşı, kararın tarihine göre istinafın mı itirazın mı açık olduğunu kontrol etmeden başvurmak ya da sulh ceza hakimliği kararına itirazı yanlış mercie göndermek. Başvurudan önce kararın altındaki "kanun yolu açık olmak üzere" ifadesini dikkatle okuyun; mahkeme orada yolu, süreyi ve merciyi belirtir.
  3. Gerekçe göstermemek: "Karar usul ve yasaya aykırıdır" diyen tek cümlelik dilekçe, özellikle hukuk davalarında incelemeyi kamu düzeniyle sınırlar. Gerekçeyi süre içinde ek dilekçeyle tamamlayın.
  4. Harcı ve gider avansını eksik bırakmak: Verilen süre içinde tamamlanmazsa başvurudan vazgeçilmiş sayılabilir.
  5. Yeni delile güvenmek: İlk derecede sunulmayan delil, istinafta kural olarak dinlenmez. Delil stratejisi ilk derece aşamasında kurulmalıdır.

Uygulamamızda, kısa kararın açıklandığı gün süre başladığını düşünüp gerekçeli karar gelmeden aceleyle eksik dilekçe veren tarafları da sık görüyoruz; hukuk davalarında beklemek ve gerekçeyi okuyarak yazmak çoğu zaman daha sağlıklıdır.

Mahkeme kararına itiraz, doğru yolu doğru sürede ve gerekçeli bir dilekçeyle kullanmayı gerektirir. Hukuk davalarında istinaf ve temyiz için iki hafta, idari yargıda otuz gün, sulh ceza hakimliği kararlarına itirazda yedi gün kuralı, 2026 itibarıyla genel çerçeveyi oluşturur. Kararı aldığınız gün tebliğ tarihini not etmek ve kararın altındaki kanun yolu açıklamasını okumak, hak kaybını önlemenin ilk adımıdır.

İstanbul'da Bir Avukatla Görüşün

Kendi durumunuzla ilgili hukuki görüş almak isterseniz, Karanfiloğlu Hukuk Bürosu, Türkiye genelinde yabancı ve Türk müvekkillere hizmet veren, İstanbul'da kayıtlı bir hukuk bürosudur. Bize telefon veya WhatsApp ile +90 532 659 35 11 numarasından, e-posta ile karanfiloglu.lawyer@gmail.com adresinden ulaşabilir ya da Merkez Mah. Hasat Sk. No:12, 34384 Şişli / İstanbul adresindeki büromuzu ziyaret edebilirsiniz. Durumunuzu görüşmek için bizimle iletişime geçin.

Sıkça Sorulan Sorular

Mahkeme kararına itiraz süresi kaç gündür?

Mahkeme kararına itiraz süresi kararın türüne göre değişir: hukuk davalarında istinaf ve temyiz için iki hafta, idari yargıda otuz gün, sulh ceza hakimliği kararlarına itiraz için yedi gündür. Ceza davalarında istinaf ve temyiz süreleri de kanun gereği iki haftadır (CMK m. 273 ve 291). Süreler kural olarak tebliğden veya tefhimden itibaren işler.

İstinaf ile temyiz arasındaki fark nedir?

İstinaf, ilk derece mahkemesi kararının bölge adliye veya bölge idare mahkemesince hem olay hem hukuk yönünden incelenmesidir. Temyiz ise bölge mahkemesi kararının Yargıtay veya Danıştay tarafından yalnızca hukuka uygunluk yönünden denetlenmesidir.

Kısa karar açıklandığında istinaf süresi başlar mı?

Hukuk davalarında hayır; istinaf süresi gerekçeli kararın tebliğiyle başlar. Ceza davalarında ise hükmün sanığın yüzüne karşı açıklanması süreyi başlatabilir, bu nedenle ceza dosyalarında açıklama tarihini mutlaka not edin.

Mahkeme kararına itiraz dilekçesi UYAP üzerinden verilebilir mi?

Evet, dilekçe UYAP Vatandaş Portal üzerinden elektronik imza veya mobil imzayla, avukatlar tarafından ise UYAP Avukat Portal üzerinden gönderilebilir; e-Devlet şifresiyle giriş ise kural olarak yalnızca dosyayı görüntülemeye imkan verir. Harç ve gider avansı da çevrim içi ödenebilir; gönderim kaydını saklamanız önerilir.

İstinaf süresini kaçırırsam ne olur?

Süre kaçırılırsa karar kural olarak kesinleşir ve başvuru süre yönünden reddedilir. Yalnızca elinizde olmayan ve ispat edilebilen bir engel nedeniyle süre kaçırıldıysa, kanundaki şartlarla eski hale getirme talebi gündeme gelebilir.

İstinaf başvurusu kararın icrasını durdurur mu?

Hukuk davalarında kural olarak hayır; kanun yoluna başvurmak kararın icrasını kendiliğinden durdurmaz. İcranın durdurulması için çoğu durumda ayrıca talepte bulunmak ve teminat göstermek gerekir; kişiler ve aile hukukuna ilişkin bazı kararlar ise kesinleşmeden icra edilmez. Ceza davalarında ise süresinde yapılan istinaf başvurusu hükmün kesinleşmesini engeller ve mahkumiyet hükmü kesinleşmeden infaz edilmez.

Yargıtay kararından sonra başka bir yol var mı?

Yargıtay kararından sonra olağan bir iç hukuk yolu genellikle kalmaz. Temel bir hakkın ihlal edildiği düşünülüyorsa, son kararın öğrenildiği veya tebliğ edildiği tarihten (hangisi önceyse) itibaren otuz gün içinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılabilir (6216 sayılı Kanun m. 47/5).

Mahkeme kararına itiraz için avukat zorunlu mu?

Hayır, avukatla temsil zorunlu değildir; taraflar başvuruyu kendileri yapabilir. Ancak doğru yolun seçilmesi, sürenin hesaplanması ve gerekçenin üst mahkemenin inceleme sınırlarına göre yazılması teknik konular olduğundan, birçok kişi bu aşamada bir avukattan destek alır.

Yazar Hakkında

Kaan Karanfiloğlu, Türkiye genelinde Türk ve uluslararası müvekkillere hizmet veren İstanbul merkezli kayıtlı bir hukuk bürosu olan Karanfiloğlu Hukuk Bürosu'nun kurucusudur. İstanbul Barosu'na (Sicil No. 58270) ve Türkiye Barolar Birliği'ne (No. 133074) kayıtlı bir avukattır ve 2017'den bu yana Türkiye'de avukatlık yapmaktadır. Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden hukuk lisansı (LL.B.) derecesini 2016'da almıştır ve müvekkillerine Türkçe, İngilizce ve Fransızca danışmanlık vermektedir; Rusça ve Çince konuşan müvekkillere büroda çalışan ana dili bu diller olan danışmanlar aracılığıyla hizmet verilmektedir. Ayrıca kayıtlı arabulucudur (Sicil No. 41909).

Yasal Uyarı: Bu makale Türk hukuku hakkında genel bilgi vermektedir ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Kanunlar, yönetmelikler, resmi harçlar ve usuller zaman içinde değişir ve her durum farklıdır. Kendi durumunuza ilişkin görüş almak için lütfen yetkin bir avukata danışın. Bu makaledeki bilgilere dayanılmasından doğabilecek herhangi bir zarardan sorumluluk kabul edilmez.

Bu sitedeki içerikler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz.

İlgili yayınlar

İletişimAraWhatsApp