Ceza Davalarında Türk Mahkemelerinden Neler Beklemelisiniz?
Karanfiloğlu Hukuk Bürosu olarak, Türkiye'deki ceza davalarında müvekkillerimizin yanındayız ve bu sürecin karmaşıklığını hafifletmeyi amaçlıyoruz.
Yazar: Avukat Kaan Karanfiloğlu
· · 13 dk okuma

Hakaret veya tehdide maruz kaldıysanız, fiili ve failin kim olduğunu öğrendiğiniz tarihten itibaren altı ay içinde (hakarette her halde fiilden itibaren iki yıl içinde) Cumhuriyet Başsavcılığına, polise veya jandarmaya yazılı ya da sözlü olarak şikayette bulunabilirsiniz. Hakaret ile malvarlığına zarar verme veya "sair bir kötülük" tehdidi şikayete bağlıdır; hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdit ve silahla tehdit ise şikayet olmasa da re'sen soruşturulur.
Bu yazıda hangi sözlerin suç oluşturduğunu, şikayetin nereye ve nasıl yapılacağını, sosyal medya ve WhatsApp mesajlarında delilin nasıl korunacağını, uzlaştırmayı ve hakarette uygulanan önödemeyi, soruşturmanın olası sonuçlarını ve manevi tazminat yolunu anlatıyoruz. Önce en önemli uyarı: mesajları silmeyin.
Hakaret, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 125'te düzenlenmiştir. Kanun iki ayrı davranışı cezalandırır: bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek (örneğin "işyerinden para çaldı" demek) ve sövmek. Mağdurun yüzüne karşı söylenen hakaret için başka birinin duymuş olması şart değildir; mağdurun muhatap alınması yeterlidir. Mağdurun yokluğunda (gıyabında) söylenen hakaretin cezalandırılabilmesi için ise fiilin en az üç kişiyle ihtilat edilerek, yani en az üç kişiye ulaşacak şekilde işlenmesi gerekir.
TCK m. 125/2 uyarınca hakaretin mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi de aynı cezayı gerektirir. WhatsApp mesajı, SMS, e-posta veya sesli mesajla doğrudan size gönderilen hakaret bu kapsamdadır. Yazının hazırlandığı tarih itibarıyla temel hal için kanunda üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmüştür; ceza miktarları kanun değişiklikleriyle değişebilir.
Her sert söz hakaret sayılmaz. Uygulamada mahkemeler, nezaket dışı ve kaba sözleri, ağır eleştiriyi ve ifade özgürlüğü kapsamındaki değerlendirmeleri hakaretten ayırmaktadır. Sözün hangi bağlamda, kime ve hangi tartışmanın içinde söylendiği sonucu doğrudan etkiler.
TCK m. 129'a göre hakaret, haksız bir fiile tepki olarak işlenmişse ceza üçte birine kadar indirilebilir veya hiç ceza verilmeyebilir. Kasten yaralamaya tepki olarak söylenen hakarette kişiye ceza verilmez. Hakaretin karşılıklı olması halinde de taraflardan biri veya ikisi için aynı indirim ya da cezadan vazgeçme mümkündür. Bu nedenle size hakaret eden kişiye aynı dille cevap vermek, kendi şikayetinizi zayıflatabilir.
TCK m. 131 uyarınca kamu görevlisine görevinden dolayı işlenen hakaret dışında hakaret suçunun soruşturulması mağdurun şikayetine bağlıdır. Mağdur şikayet etmeden ölmüşse veya hakaret ölmüş bir kişinin hatırasına yönelikse, ana, baba, eş, altsoy, üstsoy ve kardeşler şikayette bulunabilir.
Tehdit, TCK m. 106'da düzenlenmiştir. Burada ayrım önemlidir, çünkü tehditlerin bir kısmı şikayete bağlıdır, bir kısmı değildir.
Tehdidin mağdurda korku yaratmaya elverişli olması gerekir. Hukuken tanınmış bir hakkı kullanacağını söylemek ("alacağım için icra takibi başlatacağım" gibi) kural olarak tehdit sayılmaz. Tehditler süreklilik kazanmışsa TCK m. 123/A'daki ısrarlı takip suçu da gündeme gelebilir. Aile içinde veya eski eş ya da partner tarafından yapılan tehditlerde, 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu tedbir talep etmek ayrıca mümkündür.
| Fiil | Şikayete bağlı mı? | Uzlaştırma (kural olarak) |
|---|---|---|
| Hakaret (TCK m. 125/1-2), alenen hakaret dahil | Evet | Kapsam dışı; önödeme uygulanır (TCK m. 75) |
| Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret | Hayır, re'sen | Kapsam dışı |
| Malvarlığı veya sair kötülük tehdidi (m. 106/1, ikinci cümle) | Evet | Kapsamda |
| Hayat, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdit (m. 106/1, birinci cümle) | Hayır, re'sen | Kapsamda |
| Nitelikli tehdit (m. 106/2) | Hayır, re'sen | Kural olarak kapsam dışı |
TCK m. 73/1'e göre şikayete bağlı bir suçta yetkili kişi altı ay içinde şikayette bulunmazsa soruşturma yapılamaz. Süre, olay tarihinden değil, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve faili öğrendiği günden başlar (TCK m. 73/2).
Bir örnek verelim. Size 10 Mart'ta sahte bir hesaptan hakaret edildi ve hesabın arkasındaki kişiyi ancak 1 Ağustos'ta öğrendiniz. Altı aylık süre, kural olarak 1 Ağustos'tan itibaren işler. Ancak öğrenme tarihini ispat etmek gerekebilir; bu yüzden faili nasıl ve ne zaman öğrendiğinizi gösteren mesaj veya yazışmaları da saklayın. Hakaret suçunda ise öğrenme tarihi ne olursa olsun şikayet süresi, fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yılı geçemez (TCK m. 73/2, 7531 sayılı Kanunla eklenen cümle). Her halükarda dava zamanaşımı süresi (bu suçlar için kural olarak sekiz yıl, TCK m. 66) geçmişse şikayet sonuç doğurmaz.
Re'sen soruşturulan tehditlerde altı aylık şikayet süresi yoktur. Yine de geç kalmak delilleri kaybettirir: kamera kayıtları birkaç gün veya hafta içinde silinir, tanıkların hafızası zayıflar.
Şikayetten vazgeçmek de mümkündür. TCK m. 73/4 uyarınca şikayete bağlı suçta vazgeçme, kural olarak soruşturmanın veya davanın düşmesi sonucunu doğurur; ancak vazgeçmeyi kabul etmeyen sanığı etkilemez. Uygulamada vazgeçtikten sonra aynı fiil için yeniden şikayet edilemediğini de hatırlatalım. Re'sen soruşturulan suçlarda ise vazgeçme dosyayı kapatmaz.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 158'e göre şikayet Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir. Şikayet yazılı dilekçeyle olabileceği gibi sözlü olarak da yapılabilir; sözlü şikayet tutanağa geçirilir.
Savcılığa başvurunun genel işleyişini savcılığa şikayet nasıl yapılır yazımızda ayrıca anlattık.
Bugün önümüze gelen dosyaların büyük kısmı yüz yüze değil, ekran üzerinden işlenen hakaret ve tehditlerle ilgilidir. Bu dosyalarda sonucu çoğu zaman delilin nasıl saklandığı belirler.
Fail sahte bir hesap kullanıyorsa, savcılık platformdan ve internet servis sağlayıcılarından bilgi isteyebilir. Yurt dışındaki platformların cevap vermesi aylar sürebilir veya hiç gelmeyebilir. Bu nedenle failin kimliği bilinmese de şikayeti geciktirmemek gerekir.
Kişilik haklarını ihlal eden içerikler için sulh ceza hakimliğinden içeriğin yayından çıkarılmasını veya erişimin engellenmesini istemeye imkan veren 5651 sayılı Kanun m. 9, Anayasa Mahkemesinin 11 Ekim 2023 tarihli ve E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Karar 10 Ocak 2024'te Resmi Gazete'de yayımlanmış, iptal dokuz ay sonra, 10 Ekim 2024'te yürürlüğe girmiştir. Yerine yeni bir düzenleme getirilmesi için kanun teklifleri hazırlanmış olsa da, Ekim 2026 itibarıyla yürürlüğe girmiş yeni bir hüküm teyit edilememiştir. Bu nedenle kişilik hakkı ihlalinde içeriğin kaldırılması veya erişimin engellenmesi bugün kural olarak asliye hukuk mahkemesinde, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 24 ve 25'e dayanan bir dava ve bu davada istenecek ihtiyati tedbir (HMK m. 389 vd.) yoluyla talep edilmektedir. İçerik özel hayatın gizliliğini ihlal ediyorsa, iptal kararının kapsamı dışında kalan 5651 sayılı Kanun m. 9/A'daki ayrı başvuru yolu da gündeme gelebilir. Başvurudan önce mevzuatın güncel halini mevzuat.gov.tr üzerinden kontrol etmek gerekir. Platformların kendi şikayet mekanizmaları da paralel olarak kullanılabilir. Ayrıntılar için sosyal medyada hakaret ve sosyal medyada kişilik haklarının korunması yazılarımıza bakabilirsiniz.
Şikayete bağlı suçlar kural olarak uzlaştırma kapsamındadır; bu nedenle şikayete bağlı tehdit dosyalarının çoğu uzlaştırmacıya gönderilir. TCK m. 106/1 kapsamındaki tehdit de kanundaki listede sayıldığı için, şikayete bağlı olmasa da uzlaştırmaya tabidir. Nitelikli tehdit ise kural olarak kapsam dışıdır. Hakaret artık bu kuralın dışındadır: 25 Aralık 2025'te yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanunla hakaret suçu, kamu görevlisine görevinden dolayı işlenen hal hariç, uzlaştırma kapsamından çıkarılmış ve önödeme kapsamına alınmıştır (CMK m. 253/3, TCK m. 75). Bu tarihten önce uzlaşma sağlanmış dosyalar eski hükümlere göre sonuçlandırılır. Kamu görevlisine görevinden dolayı işlenen hakaret ise ne uzlaştırmaya ne önödemeye tabidir. Hangi suçların kapsamda olduğu kanun değişiklikleriyle değişebildiği için kendi dosyanızda bunu teyit etmek gerekir.
Uzlaştırma zorunlu bir anlaşma değildir. Teklifi kabul etmeyebilirsiniz; kanuna göre teklife yedi gün içinde cevap verilmezse teklif reddedilmiş sayılır (CMK m. 253). Uzlaşma sağlanırsa fail özür dileme, belirli bir tazminat ödeme veya bir kuruma bağış yapma gibi bir edimi üstlenir. Edim yerine getirildiğinde soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığına, dava aşamasında ise düşme kararı verilir. Sürecin işleyişini ceza hukukunda uzlaştırma süreci yazımızda ayrıntılı anlattık.
Önödemede Cumhuriyet savcısı, hakaret şikayeti üzerine şüpheliye kanunda belirlenen tutarı ödemesini bildirir. Şüpheli bu tutarı süresinde (kural olarak tebliğden itibaren on gün içinde) öderse kamu davası açılmaz; ödemezse soruşturma genel hükümlere göre sürer. Önödeme mağdurun onayına bağlı değildir ve manevi tazminat talebini ortadan kaldırmaz.
Savcılık yeterli şüphe oluşturacak delil bulamazsa kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verir. Bu karara tebliğden itibaren 15 gün içinde sulh ceza hakimliğine itiraz edilebilir (CMK m. 173). İtiraz dilekçesinde savcılığın değerlendirmediği delilleri somut olarak göstermek gerekir.
Dava kural olarak asliye ceza mahkemesinde görülür. Uygun dosyalarda basit yargılama usulü de uygulanabilir. Olası sonuçlar beraat, adli para cezası, hapis cezası, cezanın ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasıdır (HAGB, CMK m. 231). HAGB kararı, iki yıl veya daha az hapis ya da adli para cezasında, kanundaki diğer şartlar da varsa verilebilir ve kural olarak beş yıllık denetim süresi öngörür (suç tarihinde 18 yaşını doldurmamış olanlar için süre daha kısadır). Mağdur, davaya katılan olarak katılabilir ve karara karşı kanun yollarına başvurabilir. Hangi sonucun çıkacağı delillere ve dosyanın koşullarına bağlıdır; hiçbir sonuç önceden kesin olarak söylenemez.
Ceza soruşturması failin cezalandırılmasıyla ilgilidir, size para ödenmesini sağlamaz. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 58'e göre kişilik hakkı zedelenen kişi, uğradığı manevi zarar için manevi tazminat isteyebilir. Dava asliye hukuk mahkemesinde açılır ve ceza davasından bağımsızdır.
Ceza mahkumiyeti hukuk davasında güçlü bir delildir; ancak TBK m. 74'e göre hukuk hakimi ceza mahkemesinin beraat kararıyla bağlı değildir. Zamanaşımı TBK m. 72 uyarınca zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrenmeden itibaren iki yıl, her halde fiilden itibaren on yıldır; ceza kanunu daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa o süre uygulanır.
Kanunda sabit bir tazminat tutarı yoktur. Hakim, sözün ağırlığını, yayılma derecesini ve tarafların sosyal ve ekonomik durumunu dikkate alarak takdir eder. Dava harçları her yıl güncellenir. Ayrıntılar için hakaret davalarında tazminat talebi yazımıza bakabilirsiniz.
Kendiniz hakkında haksız bir şikayet yapıldıysa, durum iftira suçunu (TCK m. 267) gündeme getirebilir; böyle bir dosyada savunma için ceza savunma avukatı yazımıza göz atabilirsiniz. Büromuzun bu alandaki çalışmalarını ceza hukuku sayfamızda bulabilirsiniz.
Kısacası: hakaret ve şikayete bağlı tehdit için altı aylık süre, fiili ve faili öğrendiğiniz günden başlar; hakarette ayrıca fiilden itibaren iki yıllık üst sınır vardır. Şikayeti başsavcılığa, polise, jandarmaya veya UYAP üzerinden yapabilirsiniz. Delilleri silmeden ve eksiksiz saklamak, sürecin geri kalanını büyük ölçüde belirler.
Kendi durumunuza ilişkin tavsiye almak isterseniz, Karanfiloğlu Hukuk Bürosu, Türkiye genelinde yabancı ve Türk müvekkillere hizmet veren İstanbul'da kayıtlı bir hukuk bürosudur. Bize +90 532 659 35 11 numaralı telefon veya WhatsApp üzerinden, karanfiloglu.lawyer@gmail.com e-posta adresiyle ulaşabilir ya da Merkez Mah. Hasat Sk. No:12, 34384 Şişli / İstanbul adresimizi ziyaret edebilirsiniz. Ayrıca iletişim sayfamızdan da bize yazabilirsiniz. Durumunuzu görüşmek için bizimle iletişime geçin.
Hakaret suçu Cumhuriyet Başsavcılığına, polis karakoluna veya jandarmaya şikayet edilir. Dilekçeyle ya da sözlü olarak başvurabilir, UYAP Vatandaş Portalı üzerinden e-imza veya mobil imza ile elektronik dilekçe de gönderebilirsiniz. Yanlış yere verilen şikayet yetkili başsavcılığa gönderilir.
Hakaret ve şikayete bağlı tehdit için şikayet süresi, fiili ve faili öğrendiğiniz günden itibaren altı aydır (TCK m. 73). Hakarette bu süre, her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yılı geçemez. Hayata veya vücuda yönelik tehdit ile nitelikli tehdit re'sen soruşturulur ve bu süreye bağlı değildir; yine de dava zamanaşımı işler.
Evet. TCK m. 125/2 uyarınca mağduru muhatap alan yazılı, sesli veya görüntülü bir iletiyle işlenen hakaret, yüz yüze hakaretle aynı cezayı gerektirir. Mesajı silmeyin, sohbeti dışa aktarın ve numaranın göründüğü ekran görüntüsünü saklayın.
Yalnızca şikayete bağlı tehdit, yani malvarlığına zarar verme veya sair bir kötülük tehdidi, şikayetten vazgeçmeyle kural olarak düşer. Hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdit ile silahla tehdit re'sen soruşturulduğu için vazgeçme dosyayı kapatmaz.
Hayır. 25 Aralık 2025'ten itibaren hakaret suçu, kamu görevlisine görevinden dolayı işlenen hal hariç, uzlaştırma kapsamında değildir; bunun yerine önödeme uygulanır (CMK m. 253/3, TCK m. 75). Şüpheli savcılığın bildirdiği tutarı süresinde öderse kamu davası açılmaz. Kamu görevlisine görevinden dolayı işlenen hakaret ise ne uzlaştırmaya ne önödemeye tabidir.
Paylaşımın ve profilin ekran görüntüsünü ve URL'sini kaydedin, mümkünse tespit yaptırın ve faili tanımasanız da şikayette bulunun. Savcılık platformdan ve servis sağlayıcılardan kimlik bilgisi isteyebilir; yurt dışı platformlarda bu süreç uzun sürebilir.
Hayır, şikayeti kendiniz yapabilirsiniz. Ancak delillerin düzenlenmesi, yetkili yerin belirlenmesi, uzlaştırma görüşmeleri ve itiraz süreleri bakımından avukat desteği, özellikle yurt dışında yaşayanlar için süreci kolaylaştırabilir.
Kanunda sabit bir tutar yoktur. Hakim TBK m. 58 uyarınca sözün ağırlığını, nasıl ve kimlere yayıldığını ve tarafların durumunu değerlendirerek takdir eder. Bu nedenle önceden kesin bir tutar söylemek mümkün değildir.
Kaan Karanfiloğlu, Türkiye genelinde Türk ve uluslararası müvekkillere hizmet veren İstanbul merkezli kayıtlı bir hukuk bürosu olan Karanfiloğlu Hukuk Bürosu'nun kurucusudur. İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukattır (Sicil No. 58270) ve Türkiye Barolar Birliği üyesidir (No. 133074); aynı zamanda kayıtlı arabulucudur (Sicil No. 41909). 2017'den bu yana Türkiye'de avukatlık yapmaktadır. Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2016 yılında mezun olmuştur ve müvekkillere Türkçe, İngilizce ve Fransızca danışmanlık vermektedir; büro, Rusça ve Çince konuşan müvekkillere büroda çalışan anadili bu dilleri olan danışmanlar aracılığıyla hizmet vermektedir.
Sorumluluk Reddi: Bu makale Türk hukuku hakkında genel bilgi sunmakta olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Yasalar, yönetmelikler, resmi ücretler ve prosedürler zamanla değişmekte ve her durum farklılık göstermektedir. Kendi koşullarınıza ilişkin tavsiye almak için lütfen nitelikli bir avukata danışın. Bu makaledeki bilgilere dayanılarak uğranılan herhangi bir zarardan sorumluluk kabul edilmez.
Bu sitedeki içerikler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz.
Karanfiloğlu Hukuk Bürosu olarak, Türkiye'deki ceza davalarında müvekkillerimizin yanındayız ve bu sürecin karmaşıklığını hafifletmeyi amaçlıyoruz.
Günümüzde dijitalleşen dünyanın beraberinde getirdiği en büyük zorluklardan biri, siber güvenlik ve veri ihlalleridir.
Karanfiloğlu Hukuk Bürosu olarak, ceza soruşturmaları sürecinde müvekkillerimizin haklarını korumanın ne kadar önemli olduğunun bilincindeyiz.