İçeriğe geç
Karanfiloğlu Hukuk Bürosu

Alacak Davasında Zamanaşımı: Süreler Tablosu, Başlangıç, Durma ve Kesilme

Yazar:

· · 14 dk okuma

Alacak davası zamanaşımı, Türk Borçlar Kanunu'na göre kural olarak on yıldır. Kira bedeli, faiz, vekalet, acentelik ve eser sözleşmesi gibi alacaklarda bu süre beş yıla, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmede ise öğrenmeden itibaren iki yıla iner. Süre, alacağın muaccel olduğu gün başlar; dava, icra takibi veya borçlunun ikrarıyla kesilir.

Aşağıda alacak zamanaşımı sürelerini tek tabloda topladık; ticari alacaklar, işçilik alacakları, çek ve senetler ile sürenin durması ve kesilmesi için neye bakmanız gerektiğini de anlattık. Bilgiler Ekim 2026 itibarıyla yürürlükteki mevzuata göredir.

Alacak Davası Zamanaşımı Nedir ve Süre Dolunca Alacağa Ne Olur?

Zamanaşımı alacağı ortadan kaldırmaz; süresi dolan alacağın, borçlu itiraz ettiğinde mahkeme veya icra yoluyla zorla tahsil edilmesini engeller. Hukuk dilinde bu alacağa "eksik borç" denir. Borç varlığını sürdürür. Ama dava yoluyla istenebilme gücünü kaybeder.

Bunun pratik bir sonucu vardır. Zamanaşımına uğramış bir borcu borçlu kendi isteğiyle öderse, sonradan "süre dolmuştu" diyerek ödediğini geri isteyemez. Alacaklı da süresi dolmuş bir alacak için dava açabilir veya icra takibi başlatabilir; borçlu zamanaşımını ileri sürmezse mahkeme bunu kendiliğinden gözetmez.

Zamanaşımı süreleri emredici niteliktedir. TBK m. 148 uyarınca Borçlar Kanunu'ndaki zamanaşımı süreleri sözleşmeyle değiştirilemez: taraflar sözleşmeye "bu alacak bir yılda zamanaşımına uğrar" ya da "yirmi yılda" yazsa da kanuni süre uygulanır. Zamanaşımından önceden feragat de edilemez (TBK m. 160); feragat ancak süre dolduktan sonra mümkündür. Güncel kanun metinlerine mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşabilirsiniz.

Alacak Davası Zamanaşımı Süreleri Tablosu

Alacak zamanaşımı süresi, alacağın hangi hukuki ilişkiden doğduğuna göre belirlenir. Aşağıdaki tablo, uygulamada en sık karşılaşılan alacak türlerini, süreyi, sürenin başlangıcını ve kanuni dayanağı birlikte gösterir.

Alacak türüSüreSürenin başlangıcıDayanak
Kanunda özel süre öngörülmeyen alacaklar (örneğin satış bedeli, ödünç verilen paranın anaparası)10 yılAlacağın muaccel olmasıTBK m. 146
Kira bedelleri, ödünç faizleri ve diğer dönemsel edimler5 yılHer dönemin kendi vadesiTBK m. 147/1
Otel, motel ve benzeri yerlerdeki konaklama bedelleri; lokanta ve benzeri yerlerdeki yeme içme bedelleri5 yılAlacağın muaccel olmasıTBK m. 147/2
Küçük ölçekli sanat işleri ve küçük çaplı perakende satışlar5 yılAlacağın muaccel olmasıTBK m. 147/3
Ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortaklar arasında ortaklıkla ilgili alacaklar5 yılAlacağın muaccel olmasıTBK m. 147/4
Vekalet, komisyon, acentelik ve ticari simsarlık sözleşmelerinden doğan alacaklar5 yılAlacağın muaccel olmasıTBK m. 147/5
Eser sözleşmesinden doğan alacaklar (yüklenicinin ağır kusurundan doğanlar hariç)5 yılAlacağın muaccel olmasıTBK m. 147/6
Haksız fiilden doğan tazminat2 yıl / 10 yıl (fiil suçsa ceza zamanaşımı daha uzunsa o süre)Zararın ve sorumlunun öğrenilmesi / fiilin işlenmesiTBK m. 72
Sebepsiz zenginleşmeden doğan geri verme istemi2 yıl / 10 yılGeri isteme hakkının öğrenilmesi / zenginleşmenin gerçekleşmesiTBK m. 82
Kıdem, ihbar ve kötüniyet tazminatı, yıllık izin ücreti5 yılKural olarak iş sözleşmesinin sona ermesi4857 sayılı İş Kanunu ek m. 3
Ücret, fazla çalışma ve benzeri işçilik alacaklarıKural olarak 5 yılHer ücret döneminin vadesiİş Kanunu ve TBK hükümleri
Bono ve poliçede asıl borçluya (düzenleyen, kabul eden) karşı istemler3 yılVade günüTTK m. 749
Çekte hamilin müracaat hakları6 ayİbraz süresinin bitimiTTK m. 814

Tabloda yer almayan bir alacak için kanunda özel bir süre yoksa, TBK m. 146'daki on yıllık genel süre uygulanır. Eser sözleşmesindeki ağır kusur istisnası için eser sözleşmesinden kaynaklı alacak davası yazımıza, sözleşme ilişkilerinden doğan diğer konular için sözleşmeler ve yükümlülükler sayfamıza bakabilirsiniz.

Ticari Alacak Zamanaşımı: TTK'da Ayrı Bir Genel Süre Var mı?

Türk Ticaret Kanunu'nda ticari alacaklar için ayrı bir genel zamanaşımı süresi yoktur; TTK'da özel bir hüküm bulunmadıkça ticari alacak zamanaşımı da Borçlar Kanunu'ndaki on ve beş yıllık sürelere tabidir. "Ticari alacak beş yılda zamanaşımına uğrar" şeklindeki yaygın kanı bu nedenle doğru değildir.

Belirleyici olan, alacağın ticari olup olmaması değil, hangi sözleşmeden doğduğudur. Birkaç örnek:

  • İki şirket arasındaki mal satışından doğan bedel alacağı kural olarak on yıllık genel süreye tabidir.
  • Acentenin acentelik sözleşmesinden doğan alacakları TBK m. 147/5 kapsamında beş yıldır.
  • Bir inşaat veya tadilat işinin bedeli, eser sözleşmesinden doğduğu için genellikle beş yıldır.
  • Bir işyeri kirasının aylık bedelleri, dönemsel edim olarak her ay için ayrı ayrı beş yıldır.

Faturanın düzenlenmiş olması alacağın niteliğini değiştirmez. Satış faturası ile hizmet ya da iş bedeli faturası farklı sürelere bağlı olabilir. Bunun yanında TTK, taşıma ve sigorta gibi bazı ticari ilişkiler ile kambiyo senetleri için daha kısa özel süreler öngörür; bu ilişkilerde on yıllık genel süreye güvenmek hak kaybına yol açabilir.

Ticari davalarda bir usul ayrıntısı daha vardır. Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari davalarda, dava açmadan önce arabulucuya başvurmak TTK m. 5/A uyarınca dava şartıdır. Arabuluculuk süreci zamanaşımını durdurduğu için, süre dolmak üzereyken başvurunun geciktirilmemesi gerekir. Ayrıntılar için ticari alacak davası yazımıza ve ticaret hukuku sayfamıza bakabilirsiniz.

Haksız Fiil, Sebepsiz Zenginleşme, İşçilik Alacakları ve Çek Senette Zamanaşımı

Sözleşme dışı alacaklarda, iş ilişkisinde ve kambiyo senetlerinde zamanaşımı genel kuraldan farklı, çoğu zaman daha kısa sürelere bağlıdır.

Haksız fiil (TBK m. 72)

Haksız fiilden doğan tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. İki süre birlikte işler. Hangisi önce dolarsa o uygulanır. Fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa ve ceza kanunları daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa, tazminat talebi için de bu uzun süre uygulanır.

Sebepsiz zenginleşme (TBK m. 82)

Sebepsiz zenginleşmeden doğan geri verme istemi, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren iki yılın ve her halde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Yanlış hesaba gönderilen para veya borç olmadığı halde yapılan bir ödeme tipik örneklerdir. Kısa süre öğrenme anından başladığı için, durumu ne zaman fark ettiğinizi gösteren yazışmaları saklamanız gerekir.

İşçilik alacakları

4857 sayılı İş Kanunu ek m. 3 ile kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı ve yıllık izin ücreti için beş yıllık zamanaşımı süresi getirilmiştir. Ücret, fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücreti gibi alacaklar da uygulamada beş yıllık zamanaşımına tabi kabul edilir. 2017 yılındaki değişiklikten önce kıdem ve ihbar tazminatında on yıllık genel süre uygulandığından, eski tarihli iş ilişkilerinde geçiş durumunun ayrıca incelenmesi gerekir. İşçilik alacaklarında dava açmadan önce arabulucuya başvurmak, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca zorunludur. Hesaplama için işçilik alacaklarının hesaplanması yazımıza bakabilirsiniz.

Çek ve senetler (kambiyo senetleri)

Kambiyo senetlerinde zamanaşımı süreleri Borçlar Kanunu'ndaki sürelerden çok daha kısadır. TTK m. 749 uyarınca poliçede kabul edene karşı istemler vade gününden itibaren üç yılda zamanaşımına uğrar; bu süre bonoda düzenleyene karşı da uygulanır. Çekte ise TTK m. 814 uyarınca hamilin cirantalara, düzenleyene ve diğer çek borçlularına karşı müracaat hakları, ibraz süresinin bitiminden itibaren altı ayda zamanaşımına uğrar.

Kambiyo zamanaşımı dolduğunda alacak her zaman sona ermiş olmaz. Senedin verilmesine yol açan temel ilişki (örneğin bir satış ya da kira) üzerinden genel hükümlere göre alacak davası açmak veya TTK'daki sebepsiz zenginleşme hükmüne dayanmak mümkün olabilir. Ancak bu durumda kambiyo senedine özgü kolaylıklar kaybedilir ve alacağın ispatı yeniden önem kazanır. Kambiyo senedine dayalı icra takibinde borçlu, zamanaşımı itirazını ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün içinde icra mahkemesine yapmalıdır. Takip yolları için Türkiye'de alacak tahsilatı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Alacak Zamanaşımı Ne Zaman Başlar?

TBK m. 149 uyarınca zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla, yani alacaklının ifayı isteyebileceği günden itibaren işlemeye başlar. Alacağın muaccel olması bir bildirime bağlıysa, süre bildirimin yapılabileceği günden başlar. Dikkat edin: belirleyici olan, alacaklının fiilen talep ettiği gün değil, talep edebileceği gündür.

Uygulamada başlangıç tarihi şöyle belirlenir:

  • Vadesi kararlaştırılmış bir alacakta vade günü.
  • Vade kararlaştırılmamışsa, TBK m. 90 uyarınca kural olarak borcun doğduğu gün.
  • Taksitli veya dönemsel ödemelerde her taksitin ya da dönemin kendi vadesi; her taksit ayrı bir zamanaşımına tabidir.
  • Haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmede kısa süre için öğrenme tarihi, uzun süre için fiilin veya zenginleşmenin tarihi.
  • Kıdem ve ihbar tazminatında kural olarak iş sözleşmesinin sona erdiği tarih.

Asıl alacak zamanaşımına uğradığında, ona bağlı faiz ve diğer fer'i haklar da kural olarak zamanaşımına uğrar.

Zamanaşımı Nasıl Durur ve Nasıl Kesilir?

Zamanaşımının durması sürenin belirli bir dönem boyunca işlememesi, kesilmesi ise o ana kadar geçen sürenin silinip sürenin baştan başlamasıdır. İkisi sık karıştırılır. Sonuçları ise çok farklıdır.

Durma halleri (TBK m. 153)

TBK m. 153'e göre zamanaşımı, diğerlerinin yanında şu durumlarda hiç başlamaz, başlamışsa durur:

  • Velayet süresince çocukların ana ve babalarından olan alacakları.
  • Vesayet süresince vesayet altındaki kişilerin vasiden olan alacakları.
  • Evlilik süresince eşlerin birbirinden olan alacakları.
  • Ev hizmetlerinde çalışanların, hizmet ilişkisi süresince işverenlerinden olan alacakları.
  • Alacağın Türk mahkemelerinde ileri sürülmesinin olanaksız olduğu süre.

Durma sebebi ortadan kalkınca süre kaldığı yerden işlemeye devam eder. Ayrıca 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu uyarınca, arabulucuya başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur.

Kesilme halleri (TBK m. 154)

TBK m. 154 uyarınca zamanaşımı iki grup olayla kesilir:

  • Borçlunun ikrarı: borçlunun borcu kabul etmesi; özellikle faiz ödemesi, kısmi ödeme yapması, rehin vermesi veya kefil göstermesi.
  • Alacaklının başvurusu: dava açılması, def'i yoluyla mahkemeye ya da hakeme başvurulması, icra takibi başlatılması veya iflas masasına başvurulması.

Kesilmeyle birlikte yeni bir zamanaşımı süresi başlar. Borç bir senetle ikrar edilmiş veya mahkeme kararıyla belirlenmişse, yeni süre kural olarak on yıldır. İcra takibiyle kesilen zamanaşımı, takip için yapılan her işlemden sonra yeniden işlemeye başlar; uzun süre işlem yapılmadan bekletilen takip dosyalarında bu nedenle yeni bir zamanaşımı riski doğabilir. Mahkeme kararına dayanan alacaklarda İcra ve İflas Kanunu'ndaki on yıllık süre ayrıca dikkate alınır; ayrıntılar için ilamlı icra takibi yazımıza bakabilirsiniz.

İhtarname zamanaşımını kesmez

Noter aracılığıyla ihtarname göndermek borçluyu temerrüde düşürür, ama zamanaşımını kesmez. Kanundaki kesilme sebepleri sınırlıdır ve ihtarname bunlar arasında sayılmaz. Karanfiloğlu Hukuk Bürosu'nda incelediğimiz dosyalarda en sık karşılaştığımız yanılgılardan biri, alacaklının ihtarname çekmeyi süreyi koruyan bir işlem sanmasıdır. Borçlunun borcu açıkça kabul etmediği e-postalar, telefon görüşmeleri ve cevapsız kalan yazılar da süreyi durdurmaz.

Zamanaşımı Def'i ve Hak Düşürücü Süre Arasındaki Fark

TBK m. 161 uyarınca hakim zamanaşımını kendiliğinden dikkate alamaz; zamanaşımının sonuç doğurması için borçlunun bunu bir savunma, yani def'i olarak ileri sürmesi gerekir. Borçlu sessiz kalırsa, süresi dolmuş bir alacak hakkında da hüküm kurulabilir.

Zamanaşımı def'i kural olarak cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir. Daha sonra ileri sürülmesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'ndaki savunmanın genişletilmesi yasağına takılabilir. İlamsız icra takibinde borçlu ödeme emrine sebep göstermeden itiraz edebilir; zamanaşımı savunması bu durumda genellikle alacaklının açacağı itirazın iptali davasında cevap dilekçesiyle ileri sürülür. Davada kimin neyi kanıtlayacağı için alacak davasında ispat yükü yazımıza bakabilirsiniz.

Hak düşürücü süre ise zamanaşımından farklı işler:

  • Hak düşürücü sürenin dolması hakkın kendisini sona erdirir; zamanaşımında ise alacak eksik borç olarak varlığını sürdürür.
  • Hakim hak düşürücü süreyi dosyadan anladığı anda kendiliğinden dikkate alır; zamanaşımını ancak borçlu ileri sürerse inceler.
  • Hak düşürücü süreler kural olarak durmaz ve kesilmez; arabuluculuk gibi kanunun açıkça öngördüğü istisnalar saklıdır.
  • Hak düşürücü süre geçtikten sonra yapılan bir ikrar, sona ermiş hakkı canlandırmaz.

Örneğin TBK m. 39'da yanılma, aldatma veya korkutma nedeniyle sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmek için öngörülen bir yıllık süre hak düşürücü niteliktedir. İcra takibine itiraz edilmesinden sonra açılacak itirazın iptali davası için İİK m. 67'de öngörülen bir yıllık süre de uygulamada hak düşürücü süre olarak kabul edilir. Bu süre kaçırılırsa alacak, zamanaşımı dolmamışsa genel bir alacak davasıyla hâlâ istenebilir; ancak icra inkar tazminatı gibi itirazın iptali davasına özgü imkanlar kaybedilir.

Alacağınızın Zamanaşımına Uğrayıp Uğramadığını Kontrol Etme Adımları

Alacağınızın durumunu şu sırayla kontrol edebilirsiniz.

  1. Alacağın kaynağını belirleyin. Sözleşme mi, haksız fiil mi, sebepsiz zenginleşme mi, iş ilişkisi mi, yoksa bir çek veya senet mi? Sözleşme varsa türünü (satış, kira, eser, vekalet, acentelik) yazılı belgelerden tespit edin.
  2. Uygulanacak süreyi bulun. Yukarıdaki tabloya bakın; özel bir süre yoksa TBK m. 146'daki on yıllık genel süre geçerlidir. Elinizde çek veya senet varsa, kambiyo süresini ve temel ilişkinin süresini ayrı ayrı not edin.
  3. Başlangıç tarihini tespit edin. Sözleşmedeki veya faturadaki ödeme gününü, taksitli borçlarda her taksitin vadesini çıkarın.
  4. Kesilme ve durma olaylarını listeleyin. Borçlunun kısmi ödemelerini, faiz ödemelerini, borcu kabul eden yazılarını, açılmış davaları, icra takiplerini ve arabuluculuk başvurularını tarihleriyle sıralayın. Banka dekontları ve UYAP kayıtları bu adımda en güvenilir kaynaktır.
  5. Son günü hesaplayın. En son kesilme tarihinden itibaren yeni süreyi işletin ve bulduğunuz tarihe makul bir güvenlik payı bırakın.
  6. Doğru yolu seçin. Süre yaklaşıyorsa icra takibi, dava şartı arabuluculuk başvurusu veya doğrudan dava seçeneklerinden hangisinin uygun olduğunu belirleyin. Dava sürecinin adımları için Türkiye'de alacak davası nasıl açılır yazımıza bakabilirsiniz.

Alacağınızın hangi süreye tabi olduğu; sözleşmenin niteliğine, vadeye ve borçlunun yaptığı ödemelere bağlıdır. Bu değişkenler iç içe geçtiğinde, bir avukat dosyayı kısa bir görüşmede değerlendirebilir.

Alacak Davası Zamanaşımında Sık Yapılan Hatalar

Alacak davası zamanaşımı nedeniyle yaşanan hak kayıplarının çoğu, birkaç tekrar eden hatadan kaynaklanır.

  • İhtarnameyi yeterli sanmak. İhtarname zamanaşımını kesmez. Süre yaklaşıyorsa icra takibi, arabuluculuk başvurusu veya dava gibi süreyi etkileyen bir işlem yapılmalıdır.
  • Her ticari alacağı beş yıl kabul etmek. Mal satışından doğan bir alacak on yıla tabiyken, acentelik veya eser bedeli beş yıla tabidir.
  • Senet zamanaşımını alacak zamanaşımıyla karıştırmak. Bononun üç yıllık süresi dolsa da temel ilişkiye dayalı alacak devam ediyor olabilir. Tersine, temel ilişkinin uzun süresine güvenip kambiyo takibini kaçırmak, senede özgü takip imkanını ortadan kaldırır.
  • Bekleyen takip dosyasını unutmak. İcra dosyasında uzun süre hiçbir işlem yapılmaması, zamanaşımının yeniden işlemesine yol açabilir.
  • Kısmi ödemelerin kaydını tutmamak. Borçlunun her ödemesi zamanaşımını keser; ama bunu ispat edemezseniz bu etkiden yararlanamazsınız. Dekontları ve açıklamalarını saklayın.

Özetle, alacak davası zamanaşımı kural olarak on yıldır; ancak kira, faiz, eser, vekalet ve acentelik gibi alacaklarda beş yıl, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmede iki yıl, kambiyo senetlerinde ise çok daha kısa süreler uygulanır. Sürenin ne zaman başladığını, borçlunun bir ikrarla ya da sizin bir takiple süreyi kesip kesmediğinizi belgelere dayanarak tespit etmek, alacağın tahsil edilebilir kalmasının ön koşuludur. İstanbul'da veya Türkiye'nin başka bir şehrinde süren bir alacak uyuşmazlığında bu kontrolü takip ya da dava başlatmadan önce yapmanız yerinde olur.

İstanbul'da Bir Avukatla Görüşün

Kendi durumunuza ilişkin tavsiye almak isterseniz, Karanfiloğlu Hukuk Bürosu, Türkiye genelinde yabancı ve Türk müvekkillere hizmet veren İstanbul'da kayıtlı bir hukuk bürosudur. Bize +90 532 659 35 11 numaralı telefon veya WhatsApp üzerinden, karanfiloglu.lawyer@gmail.com e-posta adresiyle ulaşabilir ya da Merkez Mah. Hasat Sk. No:12, 34384 Şişli / İstanbul adresimizi ziyaret edebilirsiniz. Ayrıca iletişim sayfamızdan da bize yazabilirsiniz. Durumunuzu görüşmek için bizimle iletişime geçin.

Sıkça Sorulan Sorular

Alacak davası zamanaşımı kaç yıldır?

Alacak davası zamanaşımı, kanunda özel bir süre öngörülmedikçe TBK m. 146 uyarınca on yıldır. Kira bedelleri, faizler, vekalet, acentelik ve eser sözleşmesi gibi TBK m. 147'de sayılan alacaklarda süre beş yıl, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmede ise öğrenmeden itibaren iki yıldır.

Ticari alacak zamanaşımı kaç yıl?

Ticari alacaklar için ayrı bir genel süre yoktur; alacak hangi sözleşmeden doğuyorsa Borçlar Kanunu'ndaki o süre uygulanır. Ticari satış bedeli kural olarak on yıl, acentelik, komisyon ve eser bedeli beş yıl sürer; çek ve senetler ise TTK'daki kısa sürelere tabidir.

İhtarname zamanaşımını keser mi?

Hayır, ihtarname zamanaşımını kesmez; yalnızca borçluyu temerrüde düşürür. Zamanaşımı borçlunun ikrarı, dava, icra takibi, hakeme başvuru veya iflas masasına başvuru ile kesilir; arabulucuya başvuru ise süreyi durdurur.

Zamanaşımına uğramış alacak için icra takibi yapılabilir mi?

Evet, zamanaşımına uğramış bir alacak için icra takibi başlatılabilir, çünkü icra dairesi ve hakim zamanaşımını kendiliğinden incelemez. Ancak borçlu itiraz eder ve zamanaşımını ileri sürerse, takip veya sonraki dava büyük olasılıkla bu nedenle sonuçsuz kalır ve alacaklı yargılama giderleriyle karşılaşabilir.

Fatura alacağında zamanaşımı ne zaman başlar?

Fatura alacağında zamanaşımı, faturada veya sözleşmede bir vade varsa vade gününden, yoksa kural olarak borcun doğduğu günden başlar. Faturaya TTK m. 21 uyarınca sekiz gün içinde itiraz edilmemesi içeriğin kabul edildiği sonucunu doğurabilir; ancak bu, zamanaşımını kesmez veya uzatmaz.

Kira alacağı zamanaşımı kaç yıl?

Kira bedelleri TBK m. 147/1 uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir ve her ayın kirası için süre o ayın ödeme gününden ayrı ayrı başlar. Bu nedenle beş yıldan eski aylara ait kira bedelleri, kiracı zamanaşımı savunması yaparsa istenemeyebilir.

Borçlu kısmi ödeme yaparsa zamanaşımı yeniden başlar mı?

Evet, borçlunun kısmi ödemesi borcun ikrarı sayılır ve TBK m. 154 uyarınca zamanaşımını keser; ödeme tarihinden itibaren yeni bir süre işlemeye başlar. Ödemenin hangi borca yapıldığını gösteren dekont açıklamaları, ileride bu etkinin ispatı için önem taşır.

Zamanaşımı süresi sözleşmeyle uzatılabilir veya kısaltılabilir mi?

Hayır, TBK m. 148 uyarınca Borçlar Kanunu'ndaki zamanaşımı süreleri sözleşmeyle değiştirilemez. Taraflar farklı bir süre kararlaştırsa bile kanuni süre uygulanır; zamanaşımından önceden feragat de kural olarak geçerli değildir.

Yazar Hakkında

Kaan Karanfiloğlu, Türkiye genelinde Türk ve uluslararası müvekkillere hizmet veren İstanbul merkezli kayıtlı bir hukuk bürosu olan Karanfiloğlu Hukuk Bürosu'nun kurucusudur. İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukattır (Sicil No. 58270) ve Türkiye Barolar Birliği üyesidir (No. 133074); aynı zamanda kayıtlı arabulucudur (Sicil No. 41909). 2017'den bu yana Türkiye'de avukatlık yapmaktadır. Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2016 yılında mezun olmuştur ve müvekkillere Türkçe, İngilizce ve Fransızca danışmanlık vermektedir; büro, Rusça ve Çince konuşan müvekkillere büroda çalışan anadili bu dilleri olan danışmanlar aracılığıyla hizmet vermektedir.

Sorumluluk Reddi: Bu makale Türk hukuku hakkında genel bilgi sunmakta olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Yasalar, yönetmelikler, resmi ücretler ve prosedürler zamanla değişmekte ve her durum farklılık göstermektedir. Kendi koşullarınıza ilişkin tavsiye almak için lütfen nitelikli bir avukata danışın. Bu makaledeki bilgilere dayanılarak uğranılan herhangi bir zarardan sorumluluk kabul edilmez.

Bu sitedeki içerikler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz.

İlgili yayınlar

İletişimAraWhatsApp